hiroşima3

Yeni bir Hiroşima’yı engellemek için nükleer silahlar yasaklanmalı



Bundan 67 yıl önce, 6 Ağustos 1945’de, 15 bin ton TNT gücüne sahip ilk uranyum bombası Hiroşima üzerinde patlatıldı. Şehri bir girdap gibi yutan bu patlama ve sonucunda on binlerce insan öldü ve bombalamayı takip eden günlerde ve aylarda yaklaşık aynı sayıda kişi, radyasyondan kaynaklı hastalıklar ve yaralanmalar nedeniyle hayatını kaybetti. 1945’in sonunda, 140,000 kişi sadece bu bomba nedeniyle yaşamını yitirdi. Hiroşima’dan üç gün sonar Nagazaki’ye plütonyum bombası atıldı. Sonraki 40 yılda BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi, yani ABD, Sovyetler Birliği, İngiltere, Fransa ve Çin, 15 milyon tonluk patlayıcı gücü bulunan 70,000 nükleer silah edindiler.

Berlin Duvarı’nın çöküşünden yirmi yıl sonra, insanların büyük çoğunluğu, binlerce silahın hala dünyanın varlığını tehdit ettiğini görmezden geliyor. Batılı politikacılar ve medya, sanki asıl sorun İran’ın nükleer program ve nükleer terörizmmiş gibi davranıyorlar.

Ancak buna karşın İsrail, Pakistan ve Hindistan’ın 300-400 adet nükleer silahı bulunuyor ve buna ek olarak 1968 Nükleer Silahlarin Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması tarafından nükleer-devletler olarak tanınan beş devletin elinde hala 19,000 adet nükleer silah bulunuyor. Günümüzde topyekün bir nükleer savaş olasılığı geçmişe gore daha düşük olabilir, fakat yakın zamanda yapılan çalışmalar, bölgesel bir nükleer savaşın da küresel kıtlığa yol açabileceğini ve milyarlarca insanın hayatını tehlikeye atabileceğini gösteriyor.

Eğer günümüzde bir nükleer patlama gerçekleşirse, milyonlarca ton isli duman atmosfere yükselecek. Gökyüzü kararacak, tüm dünya çapında hava sıcaklığı düşecek ve yağmurlar kesilecek. Radyoaktif atığa ek olarak, bu iklimsel etkiler yıllar boyunca devam edecek ve bu etkilerin tarım, sağlık ve bir çok türün yaşam döngüsü üzerinde yıkıcı sonuçları olacak. Doğu Asya gibi bir bölgenin Nükleer patlamanın doğrudan etkilerinden dolayı ölecek olan on milyonlarca insana ek olarak, dünya çapında bir milyardan fazla insan açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Ayrıca salgın hastalıklar ve başka çatışmalar yaygınlaşacak.

Kızıl Haç, eğer nükleer silahlar bugün kullanılırsa, hayatta kalmayı başaranların insani ihtiyaçlarını karşılamanın mümkün olamayacağını söylüyor. Yeni yapılan iklim ve sağlık çalışmaları, sınırlı bir nükleer savaşın, sağlık ve insanlık açısından yaratacağı sonuçların daha önce görülmemiş düzeyde olacağını gösteriyorlar.

Bu silahların 90 tanesinin de Türkiye’de, İncirlik Üssü’nde bulunduğu biliniyor. Şu anda İncirlik Üssü’nde bulunan termonükleer B61 bombalarının patlama gücü 340 kiloton kapasiteye kadar çıkabiliyor. Bu Hiroşima’ya 1945’te atılan bombanın yaklaşık 20 katı. Dünyada, Türkiye de dahil hiçbir hükümetin ve devletin halkını ve insanlığı böyle büyük bir tehditle yaşamaya zorlama hakkı yok. Ve böylesi büyük bir tehlikeyi barındırmanın güvenlik de dahil olmak üzere hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Tıpkı kimyasal silahlar, mayınlar gibi nükleer silahlar da ayrım gözetmeksizin bütün ülkeler için yasaklanmalıdır.

ICAN Türkiye Koordinatörü
Arife KÖSE
(538) 263 45 35
arife@icanw.org
www.icanturkiye.org

♦