Reaction as North Korea Says It Successfully Tested First Hydrogen Bomb

Silahlanma Yarışına Son: Kuzey Kore ve Nükleer Silah Denemesi



Günümüzde nükleer patlama riski giderek artıyor ve ulusal güvenlik uzmanları nükleer savaş riskinin de artmakta olduğunu söylüyorlar. Eğer böyle bir savaş ihtimali varsa bu risk sadece birbiriyle ölümcül bir silahlanma yarışı içinde olan iki devlet arasında olmak zorunda değil. Nükleer savaşı başlatanlar, Hindistan, Pakistan, İsrail ve Kuzey Kore gibi “nükleer blokun yeni çocukları” da olabilir.

Beatrice Finn*

Kore Demokratik Halk Cumhuriyet’i 6 Ocak’ta ilk hidrojen bombası denemesini başarıyla gerçekleştirdiğini açıkladı. Denemenin detayları henüz açıklanmamış olsa da Nükleer Denemelerin Kapsamlı Yasaklanması Anlaşması Örgütü (bu örgüt dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan istasyonlar yoluyla yeraltındaki sismik hareketleri izliyor) bu sabah Kuzey Kore’nin 2013 yılında gerçekleştirdiği benzer bir denemenin yol açtığı sismik hareketlere benzeyen hareketler tespit ettiğini söyledi.

Böylece Kuzey Kore son dört yıl içinde dördüncü nükleer denemesini gerçekleştirmiş oldu. Bu denemeler başarısız olsun ya da olmasın, denenen silah hidrojen bombası olsun ya da olmasın Kuzey Kore’nin bu sabah yaptığı açıklama hepimize bir kez daha nükleer silah gerçeğini hatırlatmış oldu.

Bu deneme dünyada nükleer silah sahibi devletler arasındaki gerilimin, özellikle kullanılan düşmanca dil ve pahalı modernizasyon programları ile de körüklenerek giderek arttığı bir dönemde gerçekleşti.

2015’de Rusya devlet medyası “kazara”, hidrojen bombası ile donatılmış olan ve kullanılması durumunda on yıllar boyuu etkisini sürdürecek bir radyoaktif yağmuruna yol açabilecek yeni bir nükleer torpilin planlarını yayınladı. Bu planların gerçek mi yoksa bir propaganda için sızdırılmış yalan haberler olup olmadıklarını bilmiyor olsak da Rusya’nın Ukrayna’daki çatışma sırasında öner sürdüğü “nükleer savaş tehdidi” hala somut bir askeri seçenek olarak önümüzde duruyor.

Ve bugün nükleer silah cephaneliğini geliştirenleer sadce Rusya ve Kuzey Kore değil. Çin, Fransa, ABD, İngiltere gibi başka ülkeler de ayrıca yeni nükleer silah sistemleri geliştirmeye devam ediyorlar ya da bu niyete sahip olduklarını ilan ediyorlar. Sadece ABD tek başını önümüzdeki on yılda nükleer silahlara 1 trilyon dolar yatırmayı planlıyor. Çin ise sahip olduğu savaş başlıklarının sayısını artırmayı düşünüyor. Ve bütün bunlar bu ülkelerin bazıları arasındaki ilişkilerin giderek kötüleştiği bir dönemde gerçekleşiyor.

Bugün yeniden nükleer çıkmaza geri dönmek uluslararası barış ve güvenlik açısından bir felakte olabilir. Soğuk Savaş sırasında yaşanan sayısız kaza, kıl payı atlatılan tehlikeler ve güvenlik zaafleri bize nükleer felaketin aslında ne kadar yakın olabileceğini gösteriyor. Günümüzde nükleer patlama riski giderek artıyor ve ulusal güvenlik uzmanları nükleer savaş riskinin de artmakta olduğunu söylüyorlar.

Eğer böyle bir savaş ihtimali varsa bu risk sadece birbiriyle ölümcül bir silahlanma yarışı içinde olan iki devlet arasında olmak zorunda değil. Nükleer savaşı başlatanlar, Hindistan, Pakistan, İsrail ve Kuzey Kore gibi “nükleer blokun yeni çocukları” da olabilir. Nükleer silahlara giderek yaygınlaşabilir ve istikrarsızlığın ve çatışmanın düzeyinin artmasına yol açabilir.

Nükleer silahların insanlar üzerinde ayrım gözetmeyen korkunç etkileri vardır ve ayrıca çevreye de büyük zarar verirler. Bilerek ya da kaza ile gerçekleştirilen herhangi bir nükleer silah patlamasının kabul edilemez insani sonuçları vardır ve böyle bir patlamanın ardından ortaya çıkan sonuçlara müdahale edebilecek hiçbir ilk yardım kuruluşu yoktur.

Bu bilgi herkes tarafından biliniyor olmasına rağmen nükleer silah sahibi dokuz devlet ve ABD’nin nükleer şemsiyesi altında bulunan 28 devlet nükleer silahların kabul edilebilir savaş ve savunma araçları olduğuna inanıyorlar. Nükleer silahların savunma için gerekli olduğunu ileri sürmek bu silahların daha fazla sayıda devlet tarafından sahip olunmasına yol açmaktan başka bir işe yaramıyor.

Dolayısıyla insani hukuk ve insani değerleri önemseyen devletlerin bunlar çerçevesinde bir an önce harekete geçmesi bu insanlık ve hukuk dışı silahları bir an önce yasaklaması gerekiyor. Bu adım, yeni bir silahlanma yarışı başlamadan bir an önce atılmalıdır.

Biyolojik ve kimyasal silahları, kara mayınlarını ve misket bombalarını insanlık üzerindeki etkileri nedeniyle yasakladık, ancak en büyük bomba henüz yasaklanmadı.

Gelecek ay İsviçre, Cenevre’de nükleer silahlar hakkında yeni bir görüşme başlayacak ve bu görüşmelerin amacı nükleer silahların kullanılması ihtimaline karşı yasal önlemler almak olacak. Şu ana kadar varolan anlaşmaların nükleer silahların yasaklanmasına doğru gitmediği tespit eden ve 2014 yılı Aralık ayında Viyana’da gerçekleşen Nükleer Silahların İnsani Sonuçları Konferansı’nda kabul edilen “İnsani Vaat”i bugüne kadar 121 devlet imzaladı.

Uluslararası toplum Cenevre’de başlayan bu görüşmeleri nükleer silahları yasaklayan yeni bir araç geliştirmek için bir fırsat olarak kullanmalıdır.

Dünyanın yeni bir Soğuk Savaş içine girmesine izin veremeyiz. Bu sefer, geçen seferki kadar şanslı olmayabiliriz.

* ICAN, Executive Director, Geneva, Switzerland

♦