baris-gemisi

Barış Gemisi Ufuk 2012



Aynı Gemi ile Ortadoğu’ da Nükleer Silahsız Bölgelere Doğru Yelken Açıyor

Öneriler: Silahsızlanma Anlaşması’nın Değerlendirme Konferansı’nın Sonuç Bildirgesi’nde ortaya konan sivil toplumun rolüne uygun olarak, sivil toplum girişimi “Barış Gemisi Ufuk 2012” içinde yer alan ve aralarında Mısır, İran, İsrail, Ürdün, Lübnan ve Filistin’den uluslar arası ve bölgesel katılımcıların da bulunduğu katılımcılar 23-27 Mart tarihlerinden müzakerelerini sonlandırdılar ve 2011’deki daha önceki toplantılardan da edindikleri deneyimlerle, Konferansın yöneticisi Büyükelçi Jaakko Laajava’ya, konferansın diğer dört organizatörü olan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Rusya Federasyonu, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’ne ve Ortadoğu’da nükleer silahsız ve diğer tüm kitle imha silahlarından arındırılmış bölgeler inşa etmek üzere 2012’deki konferansa katılacak olan bütün devletlere iletmek istedikleri aşağıda sıralanan öneriler üzerinde anlaşmaya vardılar:

Temel Prensipler

Ufuk 2012 katılımcıları, 2012’deki konferansta ve Ortadoğu’da nükleer silahsız ve diğer tüm kitle imha silahlarından arındırılmış bölgeler yaratmak üzere gelecekte girişilecek olan bütün çabalar sırasında müzakerelere yön vermesi amacıyla aşağıda yer alan temel prensipleri benimsemişlerdir:

  • Herhangi bir nükleer silah kullanımından kaynaklı olarak ortaya çıkacak yıkıcı insani sonuçların ve uluslar arası insani hukuk çerçevesinde bu silahların kullanımının ciddi etkilerinin, Uluslar arası Adalet Divanı’nın 1996 tarihli İstişari Görüş’ünde ortaya koyduğu ve Silahsızlanma Anlaşması Değerlendirme Konferansı’nın Sonuç Bildirgesi’nde tanındığı haliyle tanınması;
  • Nükleer silahların kullanılmamasının teminat altına alınabilmesinin tek yolunun, nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılması olduğu fikrinin bir kez daha benimsenmesi;
  • Bölgesel nükleer silahsız bölgelerin, bölgesel ve uluslararası barışı ve güvenliği sağlamak amacıyla nükleer silahsızlanma ve silahlanmanın durdurulmasına yönelik hedefleri ileri taşımadaki hayati katkılarının tanınması;
  • Silahsızlanma Anlaşması Değerlendirme Konferansı’nda ve Birleşmiş Milletler Genel Meclisi de dahil olmak üzere diğer çok taraflı platformlarda da ortaya konan ve uzun süredir var olan ve bu hedeflerin gerçekleştirilmesi amacıyla Ortadoğu’da nükleer silahsız bölgeler oluşturmanın önemine dair uluslar arası konsensüsün kabulü;
  • Birleşmiş Milletler’e üye tüm devletlerin Bildirge’de ortaya konan ve özellikle de anlaşmazlıkların silahsız biçimde çözülmesi ve güç kullanmama veya kullanma tehdidinde bulunmamalarına dair yükümlülüklerini uygulama ve bunlara sadık kalma noktasındaki görevlerinin yeniden kabul edilmesi;
  • Sivil toplumun silahsızlanma hedefinin ve halkın genelinin insani çıkarlarının geliştirilmesine dair rolünün tanınması.

Katılımın Kapsamı

2012 konferansı ve sonrasında yapılan toplantılar da dahil olmak üzere, Ortadoğu’da nükleer silahsız ve diğer tüm kitle imha silahlarından arındırılmış bölgeler oluşturma hedefini gerçekleştirmeye yönelik olarak atılan etkili adımlar, bölgedeki istisnasız tüm devletlerin katılımını içermelidir.

Katılımcılar ayrıca, nükleer silah sahibi olmayan devletleri de içermelidir. Silahsızlanma Anlaşması’nı imzalamayan devletler de dahil olmak üzere diğer devletlerin ve ilgili uluslar arası örgütlerin de anlaşılmış kriterler çerçevesinde gözlemci statüsüyle toplantılara katılmalarına olanak sağlanmalıdır.

Hem bölgeden, hem de bölge dışından sivil toplum temsilcilerinin konferansın hazırlık sürecine katılma, konferansta görüş bildirme, raporları konferans katılımcılarıyla paylaşma, konferans sırasında ve sonrasındaki anlaşma sürecinde uygun zamanlarda güncellemelerden haberdar edilme, yan etkinlikler düzenleme ve bölgede yapılan görüşmeler sırasında yapmış oldukları katkılarının resmi raporlarda kendilerine referans verilerek kullanılma hakları olmalıdır. Konferans sivil toplum temsilcilerinin konferansta gözlemci olarak yer almaları konusunda gerekli özeni göstermelidir.

Konferans, nükleer ve kimyasal silahlar da dahil olmak üzere, hem bölgede hem de bölge dışında kitle imha silahlarının kullanımından zarar görmüş insanların anılarını içermelidir.

Sabit Kapsam

Silahsız bölge, bölge bünyesinde nükleer silahların ve diğer tüm kitle imha silahlarının tamamen ve bu silahları nakletmek için gerekli olan araçların ortadan kaldırılmasını sağlamaya çalışmalıdır.

Bu yasak, böyle silahların geliştirilmesini, üretimini, mülkiyetini, depolanmasını ve kullanımını kapsamalıdır.

Bölgenin öncelikli hedefleri nükleer silahları ve diğer tüm kitle imha silahlarını yasaklamak için yasal olarak bağlayıcı yükümlülükler biçiminde bu kapsamlı yasakları oluşturmaktır. Bu süreç, etkili şeffaflık, doğrulamak, denetleme ve geridöndürülemezlik mekanizmaları gibi güven inşa edici önlemlerle desteklenmelidir.

Katılımcılar, şeffaflığı artırmak amacıyla oluşturulacak girişimlerden biri olarak, ev sahibi hükümet ya da Birleşmiş Milletler’in kontrolünde olan ve bölgeyi inşa etme süreciyle ilgili güvenilir bilgilerin zamanında kamuoyuna açıklanmasını teminat altına alma görevini üstlenecek bir internet sitesinin kurulmasının önemini fark etmelidirler.

Doğrulama önlemleri objektif olarak ve politik bir müdahale olmaksızın hayata geçirilmeli ve vatandaşların süreci doğrulamasının bölgedeki ilgili güvencelere sadık kalındığının teminat altına alınmasının bir aracı olarak sahip olduğu potansiyel önem dikkate alınarak sürdürülmelidir.

Bölgeyi oluşturan anlaşma, nükleer silah sahibi devletlerin bölgeye taraf olan devletlere karşı nükleer silah kullanmayacaklarına ya da nükleer silah kullanma tehdidinde bulunmayacaklarına dair açık bir güvence içeren bir protokolle birlikte hayata geçirilmelidir.
Sivil toplum, bölgenin hukuki kurallarına tam bir bağlılığın, zararlı insani etkileri bulunan cezalar yoluyla değil, barışçıl ve diplomatik yollarla zorunlu kılınmasının gerekliliğini fark etmektedir.

Sivil toplum, Uluslar arası Atom Enerjisi Kurumu’nun, bölgeye uygun olarak belirlenen güvenlik tedbiri düzenlemelerinin denetlenmesindeki rolünü bir kez daha kabul etmektedir. Bu güvenlik tedbirleri, bölgedeki bütün nükleer tesisleri ve maddeleri içerek biçimde tam anlamıyla kapsayıcı olmalıdır.

Bölgeyi Oluşturma Süreci

2012 konferansı, bu bölgenin oluşturulmasına yönelik olarak yapılacak tek bir etkinlik olarak değil, bir sürecin başlangıcı olarak kabul edilmelidir.

Anlaşma sürecindeki katılımcılar 2015 yılı itibariyle bölgeyi inşa etme konusunda somut pratik ilerlemeler sağlama hedefinde olmalıdır.

Bu ilerleme, 2015 yılı itibariyle, bölgenin belli bir yılda oluşturulmasına ilişkin bir zaman çizelgesi planı üzerinde anlaşmaya varmayı da içermelidir.

Katılımcılar, bölgeyi inşa etmek için belirli bir tarih hedefi koymayan ucu açık görüşmelerin yapılmasına ilişkin herhangi bir çabaya karşı çıkmalıdırlar. Bu sürecin amacı, sonu gelmeyen ve kendi içinde çözümsün olan görüşmeler sürdürmek değil, bu bölgeyi oluşturmak olmalıdır.

Böylesi bir somut pratik ilerleme, kitle imha silahlarına dair yapılan tüm çok taraflı anlaşmaların hedefleri de dahil olmak üzere, silahsızlanma ve silahlanmayı durdurma hedeflerinin gerçekleşmesi için ortaya konan çabaları güçlendirici bir niteliğe sahip olacaktır.
Katılımcılar, Ortadoğu’da barışı sağlamak için daha geniş çaplı adımlarla bölgeyi inşa etmeye dair daha spesifik çabaların birbirini dışlamadığını, aksine birbirini tamamlayıcı niteliğe sahip olduğunu ve bu sebeple de birbirine koşut olarak yürütülmesi gereken iki süreç olduğunun ayırtına varmalıdırlar.

Bölgedeki askeri gerilimlerin daha da artmasının önüne geçmenin bir aracı olarak, Ortadoğu’da barış ve istikrarı sağlamanın aciliyetini bir kez daha vurguluyoruz.

♦