Iran_nükleer tehdit

Nükleer tehdit İran’dan daha büyük



Dr. Ira Helfand (IPPNW – Nükleer Savaşın Önlenmesi İçin Uluslar arası Doktorlar)

11 Aralık 2013

Editörün notu: Ira Helfand, Nükleer Savaşın Önlenmesi İçin Uluslar arası Doktorlar (IPPNW)’ın eş başkanı, örgütün Amerika şubesi olan Toplumsal Sorumluluk İçin Doktorlar’ın başkanıdır. Kendisi ayrıca, “Nükleer Kıtlık: İki Milyar İnsan Risk Altında?” raporunun yazarıdır. Aşağıdaki makalede ifade edilen görüşler yalnızca kendisine aittir.

(CNN) – Dünya, İran’ın tek bir nükleer silah geliştirmesini engelleyecek bir anlaşmaya varılmasına odaklanmış durumda. Böylesi bir anlaşma çok önemli olmakla birlikte, bu çabalar daha büyük bir tehlikeyi görmezden geliyorlar: dünyada zaten şu an binlerce nükleer silah var.
Şu an dünyada var olan 17,000 nükleer savaş başlığı, insan hayatına yönelik büyük bir tehdit oluşturuyor ve bu durum yirmi yıl önce sona eren Soğuk Savaş’tan bu yana görmezden geliniyor. Ve İran’ın durumundan farklı olarak, şu anda bu tehlikeli silahlarla nasıl baş edileceği konusunda yapılan bir görüşme yok.
Aslında, Güney Asya’da Hindistan ve Pakistan arasında gerçekleşecek ve Hiroşima’ya atılan bomba boyutlarında 100 nükleer bombanın – dünyada şu an var olan nükleer cephaneliğin 0.5%’den daha az – kullanılacağı sınırlı bir nükleer sonucun insani sonuçları, 2 milyar insanın hayatının ve refahının tehlike altında olması demektir.
Böyle bir savaşın bölgesel sonuçları çok daha yıkıcı olacaktır. Patlamadan bir hafta sonra, ateş fırtınalarından ve radyasyondan dolayı bir hafta sonra 20 milyon kişi ölebilir.
Böyle bir savaşın yol açacağı ateş fırtınaları 5 milyon ton kurumun atmosfere çıkmasına neden olacak, bu kurumlar güneş ışıklarının dünyaya ulaşmasını engelleyecek ve tüm dünya çapında ısının düşmesine yol açacaktır. İklimde yaşanan bu bozulma, dünya gıda üretiminde ani ve büyük miktarda azalmaya neden olacaktır. ABD mısır üretiminde 12% ve Çin pirinç üretiminde 15% oranında azalma olacak ve bu durum on yıllar boyunca devam edecektir. Ayrıca Çin’in kışlık buğday üretiminde meydana gelecek 31% oranında azalma 10 yıl boyunca devam edecektir.
Tüm bunların sonucunda ortaya çıkacak küresel kıtlık, gelişmekte olan dünyada hali hazırda yetersiz beslenen 870 milyon ve gıda ithalatına bağımlı ülkelerde yaşayan 300 milyon insanın hayatını risk altına sokacaktır.
Ayrıca Çin’in gıda üretiminde meydana gelecek büyük bir azalma Çin içindeki 1.3 milyar insanı tehdit edecektir. En azından, kendi nükleer cephaneliğine sahip olan, coğrafi olarak dünyanın en büyük, ekonomik açıdan dünyanın ikinci büyük ve en dinamik ülkesinde uzun bir süre boyunca sosyal ve ekonomik kaos yaşanacaktır.

İran’ın nükleer anlaşmasını bozmak

Dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşecek benzer bir nükleer savaş buna benzer etkiler yaratacaktır. ABD Trident denizaltıları genellikle 96 savaş başlığı taşıyorlar ve bunların her biri Güney Asya senaryosunda kullanılan bombalardan 10 – 30 kat daha güçlü. Bu şu anlama geliyor; tek bir deniz altı bile Güney Asya senaryosundan kat kat daha güçlü bir nükleer kıtlığa yol açabilir.
ABD’nin 14 adet Trident denizaltısı, ayrıca karada üslenmiş füzeleri ve stratejik bombardıman uçakları filosu bulunuyor. Rusya da benzer derecede öldürücü bir nükleer cephaneliğe sahip. Soğuk Savaş’tan yirmi yıl sonra, nükleer silahlar modern tehditleri bertaraf etmeye hiç uygun değiller ve bu silahların bakımı milyarlarca dolara mal oluyor.
Şimdi, böylesi bir yıkımı engellemek için giderek büyüyen bir küresel hareket ile karşı karşıyayız. 2011’da Uluslar arası Kızılay ve Kızıl Haç Hareketi, her bir ülkedeki şuıbelerini nükleer silahların insani sonuçları konusunda insanları eğitmeye davet etti ve nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılması çağrısı yaptı.
Mayıs 2012’de yetmiş ülke nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılması çağrısı yapan ortak bir bildiri yayınladı. Bu sonbaharda bu rakam 125’e çıktı.
Uluslar arası toplum, başka ülkelerin nükleer silah edinmesini önlemek için gerekli pratik adımları atmalı. Fakat nükleer yayılmanın önlenmesi için harcanan bu çabaya halen dünyada var olan nükleer silahların oluşturduğu çok daha büyük tehdidin ortadan kaldırılması süreci de eşlik etmeli.
Basitçe söyleyecek olursak, Kazara ya da bilerek ortaya çıkacak bir nükleer savaşı önlemenin tek yolu nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılmasıdır.
Bu yıl, Norveç’in Oslo kentinde, nükleer silahların insani sonuçları üzerine düzenlenen konferansa devletlerin büyük çoğunluğu katıldı. ABD ve diğer büyük nükleer devletler bu toplantıya katılmadı. Şubat ayında Meksika’da bu konferansın devamı gerçekleşecek. Amerika, nükleer devletlerin bu konferansa katılmasına öncülük etmeli ve nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılması çağrısını sahiplenmeli.

♦