nevada-1953-nuclear-tests-in-america

Nükleer Silahlar: Bir İnsanlık Sorunu



Tarihin verdiği dersleri unutanlar, onları tekrar etmeye mecburdur. Bizler Hibakushka, yani Hiroşima’ya ve Nagazaki’ye atılan bombaların ardından hayatta kalan ve Pasifik’te ve Kazakistan’da yılar boyunca devam eden nükleer silah denemelerinden zarar gören insalarız. Umudumuz odur ki bir daha başka hiç kimse nükleer silahların yıkıcı insani sonuçlarından zarar görmez.

Dünyada 9 ülkenin 19.000 silahı var, bu da bize gösteriyor ki dünya nükleer silahların yarattığı korkunç ve telafi edilemez felaketi unutma tehlikesi ile karşı karşıya. Kuzey Kore’nin nükleer silah denemesi yapmakta olduğuna ilişkin haberleri korkuyla takip ettik. Bu nükleer silahların yeniden kullanılması ihtimalini arttırıyor.

İnsani bir felaket

Günümüzün nükleer silahlarının çoğu 1945 yılında Hiroşima’yı tuz buz eden nükleer bombadan çok daha güçlü. Hiroşima’da kullanılan bomba 13 kiloton civarındaydı ve bu bomba yüzbinden fazla sayıda insanı oracıkta öldürdü, binlercesini ise ciddi biçimde yaraladı. 1945 yılının sonuna gelindiğinde 140.000 insan daha hayatını kaybetmişti. Bu ölüm ve yaralanmaların büyük çoğunluğu bomba düşer düşmez gökyüzüne yükselen devasa ateş topunun yarattığı ani etkilerden kaynaklı olarak ortaya çıktı. Yoğun beyaz alevin yarattığı ani ışık insanları oldukları yerde yakıp gölgelerini duvarlara kazıdı ve şehrin çoğunu ateşe verdi. Patlama insanların kıyafetlerini parçaladı, vücutlarından et parçaları kopardı. Evleri, dükkanları ve işyerlerini birer enkaza çevirdi, insanların ölmesine ve bu enkazların altında kalmasına sebep oldu. Daha sonra devasa bir ateş fırtınası yaratan yangınlar başladı, binlerce insan bu ateş fırtınasından kaynaklı olarak yandı ve boğuldu. Bunun ardından, gökyüzüne yükselen mantar şeklidneki bulutun içinden yağlı siyah bir yağmur şeklinde radyoaktif serpinti başladı.

Pasifik adalarında yapılan bir dizi atmosferik testten sonra radyasyon yeryüzüne lapa lapa yağan kar gibi düştü. Çocuklar yağan bu kar karşısında neşelenip oyunalr oynamaya başladı. Adada yaşayanlar, tıpkı Hiroşima’da ve Nagazaki’de patlamadan sonra hayatta kalanlar gibi hastalandılar ve radyasyon zehirlenmesinden kaynaklı olarak ya da evlerimizi kirleten görünmez radyoaktivitenin zehirlediği havayı soluyarak, yemekleri yiyerek, suları içerek öldüler. Çocukların saçlarını döküldü. Derileri vücutlarındaki dengesiz keloit miktarları sebebiyle tam anlamıyla patladı. Radyasyonun açığa çıktığı sırada hamile olan kadınlar ya çocuklarını düşürdü ya da çocukları sakat doğdu; bu sakat çocuklara Güney Pasifik’te “denizanası bebekler” deniyor.

Aynı şey ABD ve Sovyetler Birliği’ne ait deneme sahalarının yakınlarında olan ve rüzgarın yaşadıkları yere radyasyonu taşımasından etkilenen kişilerin de başına geldi; bu kişilerin varlığı on yıllar boyunca inkar edildi, konunun üstü kapatıldı.

Sovyetler Birliği, Kazakistan’ın doğusunda yer alan Semipalatinsk adlı nükleer deneme sahasında, 120′si atmosferde olmak üzere 450′den fazla nükleer silah denemesi gerçekleştirdi. Bu denemelerin ortaya çıkardığı etki Hiroşima’ya atılan bombanın 2.500 katı büyüklüğündeydi. Denemeler Kazakistan’da tahminen 1,5 milyon kişinin ölümüne ve hastalanmasına sebep oldu ve devasa büyüklükte tarlaları kirletti. Nükleer denemelerin olumsuz sonuçları halen bölgede yaşayan yerli halkı etkilemeye devam ediyor, çünkü bugün bölgede yaşayanların %70′i radyasyona maruz kalan anne babalarının ikinci ya da üçüncü kuşak çocukları.

Bugün biliyoruz ki, radyoaktif olarak kirlenmiş mikroskopik boyutlardaki bir madde dahi genetik hasara ve pek çok tür kansere sebep olabilir. Bu etkiler nesiller boyunca aktarılıp devam ediyor.

Hiç kimse güvende değil

Tek bir nükleer patlamadan sonra bile toz bulutları günlerce gökyüzünü karartır ve günbatımı kıpkırmızı görülür. Eğer yüz bombanın kullanıldığı bir nükleer savaş olursa -ki bu günümüz nükleer cephanesinin çok küçük bir kısmıdır- yanıp kül olan şehirlerden yükselen is ve toz çevredeki toprakları çok daha koyu renkli ve soğuk hale getirebilir. Bu küresel donma pek çok yıl devam edebilir ve yağmur yağışını, mevsimsel döngüleri bozar ve mahsul kıtlığına sebebiyet verebilir. Tahminlere göre bu “sınırlı” nükleer savaşın ardından geçen ilk on yılda yaklaşık 1 milyar insan açlıktan hayatını kaybedebilir. Bu nükleer kıtlık Hibakushka’larının çoğu hali hazırda bölgesel nükler silahsız bölgeleri sınırlarında barındıran Afrika, Güneydoğu Asya ve Latin Amerika gibi kıtalarda görülecek. Kızıl Haç ve diğer insani yardım örgütleri kısa sürede kapasitelerine ulaşacak ve yeterli yardımı sağlayamaz hale geleceklerdir.

Nükleer silaha sahip 9 ülke nükleer silahlarının herhangi bir bölümünü kullanmaya karar verirse bu gezegen üzerindeki hiç kimse güvende olamaz. Peki böylesi büyük bir insani yıkımın gerçekleşmesini nasıl önleyebiliriz? Kızıl Haç nükleer silahların bir daha asla kullanılmayacağını teminat altına almak için dünya üzerindeki tüm ulusların “iyi niyetle, acilen ve kararlı bir şekilde nükleer silahalrın kullanımını yasaklayan ve nükleer silahları tamamen ortadan kaldıracak görüşmeleri sürdürmeleri ve sonlandırmaları gerektiğini” söylüyor.

Harekete geçme vakti

4-5 Mart tarihlerinde yüzden fazla hükümet Norveç’te Oslo’da bir araya gelecek. Bu, küresel düzeyde devletlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve BM temsilcilerinin nükleer silahların insani etkilerine odaklanan bir toplantıa ilk kez bir araya gelişi olacak. Hükümetler, nükleer silahların insani sonuçlarını ve nükleer patlamalardan sonra hayatta kalan insanlara yeterli düzeyde yardım götürmenin imkansızlığını göz önüne alarak, bu korkunç sahnelerin bir daha yaşanmamasını sağlamanın yolunun nükleer silahları yasaklamak olduğunu fark etmek zorundalar.

Hükümetlere ve sivil toplum önderlerine sesleniyoruz: Bu kitlesel acı silahlarını yasaklamak için başka bir nükleer felaketin daha olmasını beklemeyin. Talebimiz deneyimlerimizden doğmuştur. Nükleer silahları yasaklamanın vakti şimdidir.

İmzacılar

Ms Setsuko Thurlow, Hiroşima’ya atılan atom bombasından sağ kurtulmuş bir mağdur (Hibakusha)
Mr Kenneth McGinley, Christmas Adası nükleer deneme mağduru
Mr Karipbek Kuyukov, Atom Projesi Onursal Temsilcisi
Mr Roland Oldham, Moruroa e Tatou Başkanı (Fransa Nükleer Test Mağdurları Derneği)

♦