avrupa-da-nukleer-paylasim-ican-turkiye

Avrupa’da nükleer paylaşım



Avrupa’da nükleer paylaşım: nükleer bağımlılığa son vermek için nükleer silahların yasaklanması fikrini güçlendirmek

Leo Hoffmann-Axthelm, Almanya’da ICAN kampanyacısı

Nükleer silah sahibi dokuz devlete ek olarak, topraklarında nükleer silah bulunduran beş NATO ülkesi var. Berlin Duvarı’nın çöküşünden 24 yıl sonra Belçika, Almanya, İtalya, Hollanda ve Türkiye ABD’nin B-61 tipi termonükleer güdümsüz bombalarına ev sahipliği yapıyorlar.

Bu bombaların hiçbir askeri değeri yok – aslında bu bombaları taşıma ve atma yeteneğine sahip savaş uçaklarının, böyle bir emir verilmesi durumunda,  yakıt ikmali olmaksızın Avrupa Birliği topraklarından ayrılması mümkün değil. NATO ülkelerinin çoğu, soğuk savaşın tehlikeli bir kalıntısı olan nükleer paylaşıma karşılar. Çoklu iki partili parlamento çözümlerine ve bu bombaların kaldırılması çağrısı yapan koalisyon anlaşmalarına rağmen, sırasıyla bütün Alman hükümetleri bu talebi yerine getirmeyi başaramadılar. Şu an görüşülmekte olan bir sonraki koalisyon hükümeti anlaşması kesinlikle bu bombaların geri çekilmesi çağrısı yapmalıdır.

Ancak bunun yerine, bu silahların bugüne kadar gerçekleşmiş en hırslı modernizasyon programından geçmesi bekleniyor. Bütçe onaylama görüşmeleri sırasında yeni detaylar ortaya çıktı. Bu bombaların maliyetleri tamamen kontrolden çıkmış durumda; 2010’da maliyetlerinin 3.9 milyar dolar iken bugün bu rakamın 10.4 milyar dolara çıktığı tahmin ediliyor. Toplam 400 B-61 bombasının modernizasyonunun kişi başına maliyeti yaklaşık 25 milyon dolara denk düşüyor. Alman hükümetinin silahsızlanma temsilcisi soruyor: “Savaş başlıklarının ömrünün uzatılması için para harcamak yerinde bir harcama mıdır?”

Yeni B-61’lerin 2019 ve 2022 arasında gelmesi bekleniyor. Avrupa’nın bu Amerikan silahlarından kurtulma fırsatı çok düşük, ama nükleer silahlarla ilgilenen diğer konsensüs tabanlı ittifaklar gibi NATO bir çıkmaz ile karşı karşıya.

Fakat, bu konuda söz konusu olan başka noktalar da var. ABD Ulusal Nükleer Güvenlik Yönetimi gerçekten “ömür uzatma programı”nı oluşturan parametreleri test ediyor. Obama yönetimi, modernizasyonun yeni tasarımlar ya da “yeni askeri misyon desteği” gerektirmediğini ya da “yeni askeri kabiliyet ihtiyaçlarını karşılamak üzere olmadığını” söyledi. Yeni B-61 Mod 12 bombaları uçaktan atılan bombalar değil, güdümlü kuyruk kitleri olan lazer güdümlü hassas krüz füzeleri olacaklar ve bu bombalar Boeing tarafından üretilecek. Yeni bomba, önceki farklı B-61 tasarımlarının hepsinin bütün yeteneklerini bünyesinde barındıracak.

Bu gerçekten yeni yetenekleri olan bir silah. Bu silahın geliştirilme sürecinin hala devam ediyor olması hiç de şaşırtıcı değil: NPT’ye taraf olup nükleer silah sahibi olan devletlerin son zamanlarda gösterdikleri gibi ve kendi silahlarının insani sonuçlarını kabul etmeyi defalarca redderek örneğini sergiledikleri bir “iyi niyet” ile uyumlu olmazsa bu silahın hiçbir anlamı olmaz.

Eğer NATO devletleri kendilerine çeki düzen veremiyorlarsa o zaman uluslar arası basınca ihtiyaç var demektir. İnsani İnisiyatif’e katılan devlet sayısı 2012’de 16 iken bu sayı bugün 125’e çıktı. Muhtemelen bu bardağı taşıran son nokta, artık dünün teorik caydırıcılık söylemlerinin yerini bu silahların gerçek insani sonuçlarına odaklanmak almış bulunuyor. Bu 125 devlete göre, bu sonuçlar öyle sonuçlar ki, “nükleer silahların bir daha hiçbir koşulda asla kullanılmaması bütün insanlığın hayatta kalmasının çıkarına”dır. Böyle bir açıklama Avrupalılar için çok gerginlik verici olmamalı çünkü zaten şu anda dört NATO ve altı AB ülkesi bu açıklamayı onaylamış durumda. Alman hükümeti, Almanya’daki ICAN kampanyacıları tarafından desteklenen genel görüşme talebini 11 Ekim’de yanıtlarken, yukarıdaki alıntının NATO’nun tutumuyla uyumlu olduğunu söyledi ki NATO anlaşmasına göre nükleer silahlar gerçekten sadece belirli koşullar altında kullanılabilirler.

Fakat Almanlar nükleer silahları reddetme konusunda birleşmiş durumdalar, 2007’de yapılan temsili ankete göre, Almanların yüzde 96’sı nükleer silahları yasaklayan bir anlaşmayı destekliyor. Böyle bir anlaşmanın görüşmeleri başladığında, herhangi bir Alman hükümetinin bu süreci hiçe sayması mümkün değildir. ABD’nin nükleer silahlarına ev sahipliği yapan bir ülke olarak, nükleer silahları yasaklayan bir anlaşmayı onaylaması zor olacaktır, fakat mücadele, böylesi bir anlaşmadan yana hükümet üzerinde ciddi bir basınç oluşturabilir. Bu, eninde sonunda çekilmeyi kabul etmek zorunda kalacak olan NATO partnerleri tarafından mutlaka fark edilecektir. Modernizasyon sürecini göz önünde bulundurduğumuzda böylesi bir basınç yeni B-61’ler konuşlandırılmadan önce uygulanabilir.

Nükleer silah sahibi olmayan devletlerin kuralları ve oyunu değiştirmekten başka şansları yok. Nükleer silahların yasal olarak kesinlikle reddedilmesi, bütün kitle imha silahlarının yasa dışı olarak damgalanmasının önünü açacaktır. Nükleer silah sahibi devletler üzerindeki baskının artmasına neden olacak ve böylece silahsızlanma ve yayılmanın önlenmesi önlemlerinin sıkı bir şekilde uygulanmasını kolaylaştıracaktır. Bu süreç, adım adım gündemini olduğu kadar ABD nükleer silahlarının NATO üyesi Avrupa devletlerinden çekilmesini de kapsamaktadır.

Bir nükleer silah patlamasının oluşturacağı riskler kabul edilemezdir ve bu nedenle bu silahlar tamamen ortadan kaldırılmalıdırlar. Nükleer silahların hemen şimdi yasaklanması hem Almanya’nın hem de Avrupa’nın çıkarınadır.

 

♦