setsuko1

70 yıl önce Hiroşima’ya atılan atom bombasından sağ kurtulmayı başaran Setsuko Thurlow’un o güne dair tanıklığı



Setsuko Thurlow
20 Eylül 2013

Arkama döndüm ve dışarısını gördüm. Sabah olmasına rağmen, havadaki toz ve dumandan dolayı alacakaranlıktı. Uzaktaki insanlar mantar bulutunu gördü ve gök gürültüsüne benzeyen sesi duydu. Ancak ben bulutu görmedim çünkü onun içindeydim. Gök gürültüsüne benzeyen sesi duymadım, sadece yaralananların inleme seslerini duydum. Olanlardan dolayı afallamış insanlar şehir merkezinden tepelere doğru yavaşça sürünerek gitmeye çalışıyorlardı. Çıplaktılar ya da üstleri başları lime lime olmuştu. Her tarafları yanmıştı, simsiyahtılar ve yüzleri gözleri şişmişti. Şişkinlikten gözleri kapanmıştı ve bazılarının göz bebekleri göz çukurlarından sarkıyordu. Her tarafları kanıyordu. Eski bir sessiz filmdeki ağır ağır hareket eden hayaletlere benziyorlardı. Birçoğu yanıkların verdiği acıyı biraz olsun hafifletmek için ellerini yukarı kaldırıyordu. Kopan deri parçaları kemiklerinden sarkıyordu. Bu hayalete benzer insanların çoğu bir süre sonra yere yıkılıyor ve bir daha ayağa kalkamıyordu. Hayatta kalmayı başaran birkaç sınıf arkadaşımla birlikte ben de kalabalığa katıldım.

“Litlle Boy” adlı atom bombası ‘Enola Gay’ adlı B-29 savaş uçağından 6 Ağustos 1945’de sabah saat 8:15’de Hiroşima’nın üzerine atıldığında Setsuko Thurlow 13 yaşındaydı. Thurlow o sabah ordu karargâhındaki eğitiminin ilk günündeydi. Patlamaya dair hatırası camın dışında gördüğü “magnezyum alevine benzer mavimsi-beyaz bir ışık” ve bunun hemen ardından kendisinin de içinde olduğu binayı yerle bir eden bir patlama. Thurlow bu patlamanın ardından bir süre bilinçsiz bir şekilde yıkıntıların arasında yatmış. Yıkıntılar alev almadan hemen önce binadan çıkmayı başarmış, ancak arkadaşlarından birçoğu kaçamamış. Patlamadan sonra şehre baktığında tamamen yok olmuş bir kent görmüş. Fakat daha kötüsü binlerce ve binlerce ölü ve yaralıyı birbirinin üzerine yığılmış ve her tarafa dağılmış şekilde görmekmiş. Thurlow’un kız kardeşi ve onun 4 yaşındaki oğlu patlama sırasında dışarıdaymış ve alevlerden dolayı o kadar kötü yanmışlar ki aileleri bile onları tanıyamamış. Birkaç gün sonra da ölmüşler, zaten bu arada hiçbir tıbbi tedavi alamamışlar. Ölü bedenleri askerler tarafından bir çukura atılmış ve üzerine gaz dökülüp yakılmış. Amcası ve yengesi patlamadan dolayı doğrudan yaralanmadı ancak birkaç hafta sonra radyasyon zehirlenmesinden dolayı hastalandı. Vücutlarında mor yaralar çıktı, bulantı nöbetleri geçirdiler ve saçları dökülmeye başladı.

Thurlow, ne kadar acı verici olursa olsun, nükleer silahların üretilmesinden, test edilmesinden ve kullanılmasından dolayı acı çeken herkes adına kendisini Hiroşima hakkında konuşmaya devam ettiren en büyük etkenin, dünya çocuklarının masumiyetini temsil eden ve patlamada ölen yeğeni Ejii’nin hatırası olduğunu söylüyor.

Setsuko Thurlow 26 Ekim 2011’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Birinci Komitesi’nde bir konuşma yaptı. O gün gördüklerini bütün Komite önünde hiç çekinmeden anlattı. Onun ve diğer Hikusha’ların yaşadığı deneyim onları bu felaketin bir daha başka hiç kimse tarafından yaşanmamasını sağlamak için gördüklerini anlatmaya zorluyor. Onlar nükleer silahların yol açabilecekleri felaketler hakkında seslerini duyurmayı kendilerine görev edindiler.

Bizler insanlığın ve nükleer silahların birlikte varolamayacaklarına inanıyoruz ve bir süreden beri dünyanın dört bir yanında nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılması için çalışmalar yapıyoruz. Çünkü dünyayı Hiroşima gibi bir başka felaketten kurtarmanın tek yolu bu.  Fakat dünya yakarışımızı duyuyor mu? Dünya dünyadaki milyarlarca insanın savaş değil barış, ölüm değil yaşam diye haykıran sesini duyuyor mu?

♦