4

Hiroşima ve Nagazaki’nin 70. Yıldönümünde bir kez daha “savaşa hayır” demek



Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasının 70. yıldönümünde dünyanın bir daha böyle bir felaketi yaşamamasının tek yolu bu silahların ayrım gözetmeksizin herkes için yasaklanmasıdır

Arife Köse (*)

İnsanlık tarihi savaşın ve silahların ne kadar büyük felaketlere, acılara ve tamiri mümkün olmayan yaralara yol açabileceğini gösteren örnekler ve bunların tekrarıyla dolu. Ancak her savaş yol açtığı felaketlerin olduğu kadar ona karşı mücadele edenlerin, insanlar ölmesin diye dünyanın dört bir yanında haykıranların çığlıklarıyla da dolu. Her savaş bittiğinde geriye hem yıkımlar hem de onun anılarıyla savaşa karşı mücadele eden insanlar bırakıyor geriye.

Bundan tam 70 yıl önce Hiroşima ve Nagazaki’de 1945 Ağustos ayında yaşananlar işte böylesi bir hikâyenin en çarpıcılarından biriydi. 6 Ağustos 1945 günü sabah saat 8:15′de Hiroşima semalarına bırakılan ‘Little Boy’ aynı yılın sonuna kadar 140 bin kişinin ölümüne neden oldu ve kentin yüzde 70′i o an yerle bir oldu. Bundan üç gün sonra 9 Ağustos 1945′de Nagazaki üzerine bırakılan ‘Fatman’ adlı bomba ise yine aynı yılın sonuna kadar 90 bin kişinin ölümüne yol açtı. Bombanın düşmesiyle birlikte zemin sıcaklığı birden bire 7 bin dereceye çıktı ve gökyüzünden siyah bir radyoaktif yağmuru yağmaya başladı. Her iki kentte de hemşire ve doktorların yüzde 90′ı anında hayatını kaybetti. Hiroşima’da 45 hastaneden 42′si kullanılamaz hale geldi. Şehirdeki bulunan toplam 150 doktordan 65 tanesi anında öldü, hayatta kalanların çoğu ağır şekilde yaralandı. 1780 hemşirenin 1654′ü patlama anında hayatını kaybetti. Bomba sonucunda hayatını kaybetmeyenler ise radyasyonun etkileri nedeniyle yakalandıkları çeşitli hastalıklar nedeniyle öldüler. Böylesi bir felaketin yarattığı ve yıllardır devam eden travmanın etkilerinden bahsetmiyorum bile. Hiroşima ve Nagazaki insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden birinin açık hava müzesi gibi ve bu şehirlerdeki insanlar hâlâ bu felaketin anılarıyla yaşıyorlar.

Atom bombası atmak gerçekten gerekli miydi?

ABD, İkinci Dünya Savaşı’nı bitirmek için Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atmanın gerekli olduğunu savundu sürekli. Derler ya, “savaşta önce gerçekler ölür” diye. Bu da tam o hesap işte. Çünkü ABD’nin anlattığı bu hikaye bombalamadan sonra ortaya çıkan korkunç felaketi meşru göstermek için uyduruldu. Artık bugün herkes biliyor ki atom bombası atılmasaydı bile Japonya zaten teslim olmaya karar vermişti. Dönemin Amerika başkanı Truman bombanın atılma bu emri vererek yüzbinlerce insanın hayatını kurtardığını iddia ettiğinde yalan söylemişti. Aslında verdiği emir yüzbinlerce insanın hayatını mahvetti. Peki neden ABD Hiroşima ve Nagazaki’de yaşayanlara izleri hâlâ bugün bile devam eden böylesi bir felaket yaşattı? Bu sorunun cevabı aslında hemen hemen bütün savaşların, işgallerin altında yatan gerekçe; ABD o bombaları attı çünkü başta Sovyetler Birliği olmak üzere bütün dünyaya gücünü, yapabileceklerini, nasıl bir silaha sahip olduğunu göstermek istedi.

Nükleer silahların benzersiz gücü

Nükleer silahlar, dünyadaki tüm yaşam biçimlerini yok etme kapasitesine sahip silahlardır. Şu anda dünyada var olan nükleer silahların sadece yüzde 1′i dahi tarım alanların yok olması ve dünya çapında kıtlığın başlaması için yeterli. Hiroşima’ya atılan atom bombasından 100 kat daha küçük bir nükleer bomba bile sıcaklığın düşmesine ve yağmurların azalmasına yol açacaktır. Ve bu silahların yıkıcı gücünün bütün dünya bundan 70 yıl önce Hiroşima ve Nagazaki’de görmüş olmasına rağmen hâlâ dokuz devletin elinde (ABD ? 8 bin, Rusya ? 10 bin, İngiltere ? 225, Fransa ? 300, Çin ? 240, Hindistan ? 80/100, Pakistan ? 90/110, İsrail 80, Kuzey Kore ? 10′dan daha az) yaklaşık 19 bin adet nükleer silah bulunuyor; bunlardan 2 bin tanesi her an ateşlenmeye hazır vaziyette. ABD’nin elindeki nükleer silahların bir kısmı NATO Anlaşması çerçevesinde Avrupa’daki üslerinde bulunuyor. Bu üslerin arasında Türkiye İncirlik Üssü’nün de yer aldığı ve ABD’nin burada tahmini olarak 60 adet nükleer bombası olduğu biliniyor. Üstelik 1945 yılından bu yana teknolojide yaşanan ilerlemeleri göz önüne alırsak günümüzde yapılan nükleer silahların bundan 70 yıl önce Hiroşima ve Nagazaki’nin üzerine atılan ‘Little Boy’ ve ‘Fat Man’dan çok daha gelişkin ve etkili oldukları şüphe götürmez. Ancak bu gerçekleri biliyor olmak devletleri nükleer silahlara yatırım yapmaktan alıkoymuyor ne yazık ki. Ekonomik kriz bahanesiyle sosyal haklarda büyük kesintilere giden devletler her yıl nükleer silahlarına toplam yaklaşık 110 milyar dolar harcıyorlar.

Nükleer silah denemeleri devam ediyor

İnsanlığın nükleer silahların bir savaşta kullanıldığına tanıklık ettiği ilk ve son olay Hiroşima ve Nagazaki’ye bundan 70 yıl önce atılan iki atom bombası. Ancak bu arada ülkeler nükleer teknolojilerini geliştirmeye ve bunun için havada, karada ve denizde nükleer silah denemeleri yapmaya devam ediyorlar. Nükleer çağın başladığı 1945 yılından bu yana 2 bin adet nükleer silah denemesi yapıldı. Bu denemelerin insan sağlığı ve çevre açısından etkileri gerçekten sarsıcı boyutta. Bugün her birimiz bu nükleer denemelerden ortay çıkan serpintilerden vücudumuza giren radyoaktif serpintileri taşıyoruz. Uluslararası Nükleer Savaşın Önlenmesi İçin Doktorlar (IPPNW) 1945 ile 1980 yılları arasında yapılan atmosferik nükleer denemeler sebebiyle 2,4 milyon insanın hayatını kaybedeceği tahmininde bulunuyor. Bu testlerde bugüne kadar Hiroşima’ya atılan atom bombası büyüklüğünde 29 bin adet bomba kullanıldı.

Bir daha kullanılmamasının tek garantisi tamamen yasaklamak!

İnsanlığın Hiroşima ve Nagazaki’de tanık olduğu felaket ve Soğuk Savaş zamanında nükleer silahlanmanın çılgınlık olarak nitelendirilebilecek boyutlara varması 1960′lı yıllarda tüm dünyayı bu gidişata dur demeye zorladı. Nihayet 1970′de yürürlüğe giren Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT), bu tarihten önce nükleer silah sahibi olan beş devleti (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa) nükleer devletler olarak tanırken, bunun dışındaki devletlerin nükleer silah geliştirmesini ya da nükleer silah sahibi devletlerin bu devletlere nükleer silah satmasını ya da vermesini yasakladı. Antlaşma nihai olarak nükleersiz bir dünyayı hedeflese de aradan geçen kırk beş yılda bu yönde kayda değer bir yol aldığımızı sağladığını söylemek pek mümkün değil. Bu süreçte nükleer silah sahibi devletlerin sayısı bu beş devlet ile sınırlı kalmadı. Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore gibi ülkeler anlaşmadan çekilerek nükleer silah yaptılar. Ayrıca özellikle bu anlaşmanın nükleer silah sahibi olma hakkı verdiği beş devlet, ABD başta olmak üzere nükleer silahların tamamen ortadan kalktığı bir dünyaya oluşmamızı sürekli engelliyor. Böylece nükleer silahlar NATOA gibi askeri ittifakların savunma stratejilerinin parçası olmaya devam ediyorlar.

Hiroşima ve Nagazaki bize gösteriyor ki bu silahlar var oldukları sürece, devletler ya da terörist gruplar tarafından kullanılabilirler. Kullanıldıklarında yol açtıkları yıkım ise insanlığın ve gezegenin yok oluşunun başlangıcı olabilecek kadar büyüktür. Bu silahların bir daha kullanılmamasının tek yolu onları herkes için, kimseye ayrıcalık tanımadan yasaklamak ve bu yasağın uygulanabilmesinin uluslararası çerçevesini oluşturmaktır. Çünkü bizim ne emperyal emellerinize ne de güç gösterilerinize feda edecek evladımız yok!

(*) ICAN (Nükleer Silahların Tamamen Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Kampanya) Türkiye Koordinatörü

http://blog.radikal.com.tr/dunya/hirosima-ve-nagazakinin-70-yildonumunde-bir-kez-daha-savasa-hayir-demek-108811

♦